Bir şirketin başarısını etkileyen çok sayıdaki faktörlerin başında şirketin ürünleri, hizmetleri, markası ve imajı; yani müşteriye sağlananlar ve müşterinin firmaya atfettiği değerler gelir. Aynı derecede önemli olan, şirketin bunları hangi verimlilikle gerçekleştirdiğidir. Çok nitelikli ürün ve hizmetleri sağlıyor olsa da, bunu yüksek prodüktivite ve verimlilikle başaramayan bir şirket kâr edemez.

Şirket performansını etkileyen faktörler arasında şirketin iş modeli, süreçleri ve organizasyon yapısını da sayabiliriz. Dünya ölçeğinde başarılı şirketleri incelediğimizde, bunların süreçlerini ve yapılarını sürekli geliştirdiklerini, teknoloji ile birleştirerek daha hızlı ve etkin hale getirdiklerini görüyoruz.

Şirket bir prosese benzer; girdileri - yani kaynakları - bir dönüşüme tabi tutarak değer üreten bir 'transformatör' gibidir.




Bu faktörler sürekli etkileşim içindedir ve her biri diğerini etkiler. Aslında bunu dinamik bir çevrim olarak da tanımlayabiliriz; ekonomik ortamı ve piyasaların çıktılara tepkilerini değerlendiren yönetim, hem girdileri hem de prosesin kendisini etkiler ve yönlendirir.




Yönetim ise soyut bir kavramdır, ama etkileri somuttur. Yönetim, pek çok şeyi değiştirebilir; stratejiyi, ürünleri, sistemleri, kurum kültürünü, iş modelini, yapıyı.

Yönetimin başarısını ölçmek kolay değildir; şirketin mali ve fiziki varlığındaki değişim kadar güvenilirlik, bilgi birikimi, imaj ve sürdürebilirlik gibi soyut özelliklerindeki değişimi de değerlendirmek gerekir. Hatta kimi zaman soyut özellikler somut göstergelerden daha önemlidir. Performansını yükseltmek isteyen şirketlerin, maliyetleri düşürmek, kaliteyi iyileştirmek, tanıtım ve reklam yapma, süreçleri ve sistemleri yeniden yapılandırma gibi pek çok seçenekleri vardır. Bütün bu konularda onlarca değişiklik yapabilirler. Ama en önemlisi; "neleri, nasıl ve hangi öncelikle değiştirmeli?" sorusunun yanıtlarıdır.

Bir şeyleri değiştirmeye kararlı bir yönetimin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri de 'İşletme Körlüğü'dür. Yöneticiler - ve diğer çalışanlar - mevcut sistem ve süreçlerle yaşamaya o denli alışmışlardır ki, bunlar neredeyse 'yaşam tarzı' haline gelmiştir. Aksaklıkları, eksikleri ya da fazlalıkları görmeleri ve sorunları teşhis etmeleri kolay değildir.

Şirket içindeki sorunları görmek mümkün olsa da, insanın kendisini ameliyat etmesi gibi, değişimi içeriden başlatmak zordur. Zaten yöneticiler de bu gibi nedenlerle yönetim danışmanlarına başvururlar.

Bir kuruluşa danışmanlık çalışması yaptığımızda üç aşamalı bir yöntem izleriz:


Üç Aşamalı Metod

  1. Araştırma "360º Check-Up"
  2. Tasarım "Yüksek Performans Arayışı"
  3. Uygulama "Başarının Sırrı"
1.Araştırma "360º Check-Up"

Araştırma safhası 360 derecelik, yani geniş açıdan, bütünsel bir analizi içerir. Bu araştırma şirketin içi ve paydaşları ile sınırlı kalmaz. Şirketin rakipleri, ekonominin ve sektörün dinamikleri, yeni teknoloji olanakları ve eğilimler de dikkate alınır, çünkü, hiçbir sistem statik değildir.





2. Tasarım "Yüksek Performans Arayışı"

İkinci aşama, elde edilen bilgi ve analizler sonucu bir tasarımın gerçekleştirilmesidir. Tasarım, analizlere bağlı olduğundan, hangi öğeleri içereceği önceden bilinemez. Tarafsız, önyargısız bir yaklaşım da bunu gerektirir. Kimi zaman strateji, şirket yapısı, ya da sistemler; kimi zaman da ürünler, hizmetler veya marka konumlanması bu tasarımın kapsamındadır.





3. Uygulama "Başarının Sırrı"

Ürettiğimiz çözümlerin özgün olmasına da büyük önem veririz. Her çalışma 'sıfır tabanlı'dır, kendine özgüdür. Raftan çekilen, hazır bir çözümü uygulamayız. Aynı elbiseyi bir daha hiçbir zaman dikmeyiz; çünkü her şirket ürünleri, markası, pazarı, sistemleri ve çalışanları ile farklıdır. Zaten küresel rekabet özgün ve yaratıcı yaklaşımları gerektirmekte; vasat olan yaşayamamakta, kopyacılık ancak kısa vadeyi kurtarmaktadır. Kalite, hız, esneklik ve farklılık esas rekabet üstünlüğünü sağlamaktadır.

Bütün bunları yaparken, daima performansta önemli bir iyileşmeyi, sıçramayı hedefleriz. Marjinal iyileşmeler, ya da biçimsel düzenlemeler çalışmalarımıza konu olmaz.